18 Nisan 2016 Pazartesi

Bahar da bir başka güzelmiş Bolu-Gölcük

Tam 5 ay önce kış günü gitmiştik, o zaman da çok sevmiştik ama bahar zamanı tam oraya gitmenin vaktiymiş. Heryer yemyeşil, hava mis gibi, kafamı ve ruhumu dinlendirdim resmen. Tabi çocuklarım çok mutlu oldular. Bu seferde gider gitmez otele uğramadan direkt göl kenarındaki parka gittik. Orada 2 restoran vardı. Bahçesinde horozların, köpeğin olduğu yerde yemeğimizi yedik. Çınar başlarından ayrılmadı her zamanki gibi. Ortam güzeldi ama yemek lezzeti iyi değildi, servis de çok yavaştı. 
Gölün kenarında golf arabaları gibi araba kiralayıp gölün etrafında tur attık. Naz buna bayıldı. Daha sonra Gazelle otel’e gittik. Biz burayı sevdik, kalbimizi kazandı.(Eksi yönleri de var tabiki, mesela akşam yemeğinde aldığınız içecekler ücretli, bu kadar para verip bunu dahil etmemeleri kötü olmuş) Bu sefer odamız balkonsuz odaydı. Ama 2 çocukla bile çok rahat sığdık, oldukça genişti. Otele genellikle bizim gibi çocuklu aileler daha çok tercih ediyor. Çınar da Naz da sıcak suyu olan havuzdan çıkmak bilmediler. 

Hava güzel olduğu için bol bol bahçesinde gezindiler, geyikleri beslediler, ördeklerin peşinde koştular. Akşam olunca oyun alanı ile kalan enerjilerini bitirip akşam 8 gibi uyuyakaldılar.  Çınar’ın peşinde koşmaktan yorulsakta ruhumuz için iyi geldi bu hafta sonu.

29 Şubat 2016 Pazartesi

9.yaş günümüz


Son 6 ay kala başlıyoruz geri saymaya; 5 ay, 4 ay derken son 1 ay içinde askerlik gibi günler sayılmaya başlanıyor. Naz okul arkadaşları ile Avm de kutlayabileceği bir doğum gününü çok istiyordu, bizde her zamanki gibi kıyamadık, mekanları dolaşmaya başladık. Armada, Kentpark’taki oyun yerleri ya da bowling salonlarındaki doğum günü mekanları hem çok pahalı geldi hem de kullanım olarak gözümüze güzel görünmedi. Panora’nın üst katındaki doğum günü mekanı hem çocuklarla iç içe hem de oyunlar oynayabileceği paketleri olduğu için orada yapmaya karar verdik. Naz doğum gününü bu kadar beklerken doğum gününe 1 hafta kala çok kötü hastalandı, o güne kadar hiç okula gidemedi, hep yattı, ta ki o gün ayağa kalkabildi. Saçlarımıza bu sene kırık fön yaptırdık, Ergin abisi güzel bir fön çekti, çok güzel oldu.

Panora Joyland’de çocuklara ilk başta yemek verdiler.

Yemeklerini yedikten sonra pastası kesildi.

İlk olarak bowlinge geçtiler, orada pastalarını yediler. 

Bowling te o kadar çok eğlendiler ki, inanılmazdı.

Oradan oyun alanına geçip 1 saat deliler gibi oynadılar. Çıktıklarında her biri sırılsıklamdı.

Bu arada anlaşmalı bir fotoğrafçı sürekli fotolarını çekti, velilerde isterse satın alıyordu. Bizim Çınar için ayrıca efor harcamamız gerekti, adam sürekli kaçış peşindeydi.

Arkadaşları ve hepsinden önemlisi Naz çok mutlu oldu. Bizim de içimize sinen bir doğum günü oldu.

İyi ki doğdun biricik kızım, prensesim, sen benim hayatımsın, iyi ki varsın, iyi ki doğmuşsun, iyi ki benim kızım olmuşsun. Ömrün inşallah bu güzel yüzün gibi hep güzel olur, yüzün hep güler inşallah. Seni çok seviyorum aşkımmm….


16 Şubat 2016 Salı

Sömestr Tatili – 2016

Tek çocuklu hayatta sömestr tatili için önceden plan yapıp Naz’ın hoşlanacağı aktiviteler olan geziler planlıyorduk. Şimdi Çınar’da küçük olunca kış şartlarında zor oluyor, biraz daha büyümesi gerekiyor galiba.
Bu yıl kar tatili de olunca sömestr tatili uzadı, tatilleri bölüştük, ilk defa okuldan bir arkadaşı yatılı bizde kaldı, çok mutlu oldular, akşam pijama partisi yaptılar, saçlarını yapıp ojeler sürüldü. Keyiflerine diyecek yoktu.

Daha sonra ben çocukları alıp anneanne-dedelerine 3 günlüğüne götürdüm, Çınar çok sevdiği ineklerin yanından ayrılmak istemedi, tabiki  de naz teyzeleriyle 1 hafta kaldı, bize de iyi oldu, ne yapacak derdinden kurtulduk. 
Dönüşte hayatında ilk defa otobüs yolculuğu yaptı, midesi bulanır mı diye düşünürken kuzeni ile çok keyifli yolculuk yapmış.

Sonra ben izin aldım, Ankara’ya o kadar kar yağdı ki çocuklar çok mutlu oldu.

Naz ile alışveriş yapıp sinemaya gittik. Uzun süredir film seyretmiyordum, "İyi bir dinazor" filmi bana da iyi geldi.
Bu yıl sömestr tatilini de böylece bitirmiş olduk, inşallah seneye hep beraber daha planlı bir tatil yaparız.


14 Ocak 2016 Perşembe

Dişçi Maceramız

Naz ile yapmaya korktuğum, strese girdiğim 2 şey var: Birisi doktor-ilaç ikilisi, diğeri dişçi. Yaşadığı korku öyle bir şey değil, hemen en ufak bir konuşmada kapıdan kaçarcasına çıkar, hatta bir keresinde kendini Güven hastanesinin tuvaletine kitlemişti.
Dişi ağrımaya başlayıp gece uyandırıp onu inletecek duruma gelince dişçiye gitmek kaçınılmaz oldu. Hacer teyzesinin konuşmasıyla rahatlayıp dişçiye gidebildik. Dişine film çektirmeye bile korkup kaçan Naz’a kanal tedavisi dediler. Bunun nasıl olacağını ben de bilemiyordum.
İlk işlemin stresini kaldıramam diye babayla gittiler, ama o akşam geldiklerinde baba savaştan çıkmış gibi yorgun ve sinirliydi. 2. işleme ben gittim. Beklerken fotoğraf çektik, stresimizi dağıtmaya çalıştık.

Aslında beklediğimden çok daha iyi gidiyordu, ta ki artık uyuşturmamız gerekiyor dediklerinde önlük ile artık kaçmaya çalışan bir Naz vardı.

İşlemi yarıda bırakıp tedaviyi bitirdik, ta ki tekrar ağrımaya başlayıncaya kadar. Umarım bu diş kendiğinden çıkar, umarım çektirmek zorunda kalmayız. 

Hoş geldin 2016

İyisiyle kötüsüyle bir yılı daha devirdik. Çocuklar büyüyor, bizde onlarla daha da büyüyüp onlara yetmeye çalışıyoruz. Hayat onlarla güzel, inşallah uzun yıllar boyu hep birlikte mutlu oluruz…


Naz’ın her sene olduğu gibi bu yılda 1 gün öncesi okulda yılbaşı eğlencesi vardı. Artık büyüdükçe istekler artıyor, o gün için yeni bir kıyafet alındı, kuaföre gidilip saçlarımız düzelttirildi. Çok mutluydu, çok güzel eğlenmişler.

Yılbaşı akşamında ise maaile hep beraber kardeşimdeydik. Naz, biz çok kardeş olunca; anne çok şanslısın, çok kalabalık bir ailesiniz, bi sürü kardeşin var, benim ise sadece bir tane kardeşim var diyor. Bende ona; tek te olabilirdin ama bak senin en azından bir kardeşin var diyebiliyorum J Bu arada Naz hanım 4 çocuk yapacakmış; 3 kız 1 erkek. Erkek olanın adı Uzay, Kızlar ise Kiraz, Açelya, Eylül. Bunu da tarihe not olarak ekledim. 

17 Aralık 2015 Perşembe

Bir Hafta Sonu - Afyon Güral

Kışa girerken sıkı bir giriş yaptık, 2 hafta önce Bolu derken arada uygun bir fırsat çıkarak Güral Sapanca yı merak ederken kendimizi Güral Afyon’da bulduk. Çevremde herkes soruyor, 1 gece için 2 çocukla nasıl cesaret ediyorsun, daha yorgunluk oluyordur diye. Ama bana Ankara dışına gidip bir tatil ortamı yaratmak bile iyi geliyor. Hepsinden önemlisi çocuklarımı mutlu görünce benim mutluluğum daha da artıyor. Annemler, Leyla ablamlar Afyon Güral’a gidince bizde onların peşine takıldık ve gittik. İyi ki de gitmişiz, çok beğendik.

Otelin girişi, lobisi çok güzel, bol bol çay içtik, Çınar zaten yılbaşı ağacının yanında yer alan kutup ayılarının yanından ayrılmadı, elimizi bıraktığı an koşa koşa oraya gidiyordu.


Termal havuzlar çok büyüktü, çocuklar içinde alanları var, benim çocuklar sıcak suyu çok sevdi. Spa olarak Gazelle nin çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.


Odalar çok genişti, 3 aile olarak hepimizin odası farklıydı ama geniş ve güzeldi. Naz illaki dubleks lerde yukarı katta yatmak isteyince dublex oda aldık, o kadar mutlu oldu ki, sanırsınız oda artık onun.


Çocuklar için ayrılmış büyük bir oyun alanı vardı, ama havuzlarda o kadar vakit geçirince buraya pek zaman kalmadı, yinede 1 saat vakit geçirmişliğimiz oldu.


Daha önce Güral’lardan Tekirova’ya gitmiş, çok memnun kalmıştık, Afyon Güral’da kış içinde gidilebilinecek güzel bir yer olarak hafızamıza ekleyip, tekrar gidilecek yerlerin içine ekledik.


30 Kasım 2015 Pazartesi

Bir hafta sonu gezimiz – Bolu / Gölcük


Bazı zamanlar iş, ev, kurs üçgeninden kurtulmak için Ankara dışında evden uzakta nefes almak istiyoruz. Yine böyle bir zamandaydık, Ankara yakınında nereye gidebiliriz derken Leyla ablamın daha önce gittiği ve çok beğendiği Gölcük’e ve Gazelle otele gitmeye karar verdik. Havaların soğuması ile dağda hava nasıl olacak, çocuklar üşütecek mi diye 1 hafta içinde endişe dolu olmama rağmen hava beklediğim kadar sert değildi. Evde ne kadar kalın kıyafet varsa dolduk, doluşturduk, hafta sonu için yola çıktık. İlk ziyaretimizi Gölcükteki tabiat parkına yaptık, küçük bir göl ama manzarası çok güzel, içinde 2 tane kafesi var, piknik alanları var. Hava güzel olsaydı, gölün etrafı yürünebilirdi, ama bunun için küçük kendinizin sürdüğü arabalar var, isterseniz kiralayıp etrafını gezebiliyorsunuz. Burada biraz dolaşıp üşüyünce Gölcük kafede bir semaver sıcak çay ile ancak kendimizi ısıtabildik. 
Buradan otele gittik, orada hava daha güzeldi. Odalar yeterince büyük ve güzeldi, spa ve havuz kısmını çok sevdik, özellikle suyun sıcaklığı süperdi. Naz terapi odalarından o kadar hoşlandı ki her birimize tur attırıyordu, çocuklar çok keyif aldı, bizde çok keyif aldık. Yemeklerde çeşit çok olmamasına rağmen lezzeti güzeldi, tatlılara bayıldık.

Çok büyük bir mini club vardı. Çocuklar çok güzel oynadı, bence buradaki en büyük eksik oyun oynamaları için görevli birisinin olmamasıydı. 

Bence otelin en güzel özelliği doğa ile iç içe olmasıydı. Etrafta dolaşan tavşanlar, balkondan bakarken koşan bir geyik, ortalıkta dolanan ördekler, hindi ve tavus kuşu vardı. Hayvanları çok seven Çınar aralarından çıkmak istemedi, çimler yuvarlandı.


Ankara’ya çok yakın olması ve eve dönüşte uzun sürmediğinden çok güzel bir hafta sonu geçirdik, tadı damağımızda kaldı, Mayıs ayında tekrar gitmek için Naz’a söz verdik.

30 Eylül 2015 Çarşamba

3. sınıf olduk

Zaman su misali akıyor, çocuklar büyüyor, ama hala Naz benim gözümde benim her şeyden sakındığım küçük bebeğim.
Tatil çok uzayınca mı bilmem ama okulunu arkadaşlarını o kadar çok özledi ki, biran önce tatil bitsin okul başlasın istiyordu, bir gün önce çok heyecanlıydı, sürekli çok heyecanlıyım diyerek ortalarda dolaştı. Okulda gördüm ki, hepsi çok heyecanlıymış, heyecandan uyuyamayan, yemek yiyemeyenler bile varmış.

Umarım okul hayatları gönüllerine göre mutlu ve başarılı olur inşallah…


Okul Öncesi Tatilimiz


Bu sene okulların açılması çok uzayınca Naz evde çok sıkıldı, bende okullar açılmadan önce 10 günlüğüne bahçe hayatı yaşaması için anneannesinin evine götürdüm. Tam 10 gün orada kaldık, baba olmadan, ben ve 2 çocuğum. Benim için çok yorucuydu, zira bahçeli, merdivenli evde bebek hayatı zormuş, sürekli dışarı çıkmak ister, götür getir, kilo verdim valla.

Naz’ın yavru keçileri artık büyümüş, keçisi onu tanıyor, sürekli onu besliyordu. Çınar’da ineklerin arasında gezmekten hoşnuttu.

Ankara’da açıkhavaya arılar ve sineklerden dolayı çıkmak istemeyen kızım orda gelenlere burada sinekle yaşamayı öğrenmeniz lazım diyerek ders vermeye başlamıştı.

Çocuklar çok mutlu olunca bende yorgunluğumu unutmuş oldum.

10 Ağustos 2015 Pazartesi

2 çocukla ilk yaz tatilimiz- Voyage Sorgun

Geçen sene yaz ayına gelen doğumdan dolayı tatile gidemediğimiz için Naz bu yaz dört gözle tatili bekleyip şafak vakti gibi kalan günleri sayıyordu. Tatile 2 hafta kala götürüleceklerimin listesini çıkartıp alışverişe başladık.
Öncelikle bir bebekle tatile gitmek, tatil fiyatı gibi tatil öncesi alışveriş yapmak demekmiş, zira al al ihtiyaç bitmiyor.
Çocuklar uyurken yolculuk geçsin diye sabah tatil köyünde olacak şekilde yola çıktık, sabah oraya vardığımızda otelin çok kalabalık olduğunu fark ettik. Bize odayı vermeleri saat 15.00 i buldu. Bu arada otelden yararlanabiliyorduk. Club odası almıştık. Odada çift kişilik yatak, tek kişilik çocuk yatağı bide park yatak vardı, yerler ıslak zemin ve yatağın altına gelecek şekilde bir halı var, oda temizliği çok kötü, halının rengi pislikten görülmüyordu, banyo çok küçük, bebek olduğu için odada yer alan lavabo bebek için tehlike yaratıyor çünkü yerler lavabodan dolayı ıslanıyordu. Yeni yürüyen yada emekliyen bebeği bu odada zaptetmek mümkün değil.
Tesis yeşillikler içinde güzel bir tesis, merkeze yakın odada olursanız iyi olur, zira ana binadan havuza ve denize geçmek için pusetleri merdivenden indirmeniz gerekiyor, bebek arabaları düşünülmemiş.

Hem aquapark, hem çocuk havuzu hem büyük havuzları öğleden sonraları girilecek gibi değil, oldukça pis, kardeşimgil ve biz oldukça etkilendik, zira gözler mikrop kaptı, çocuklarımız hastalandı. Her yerde yenilendiği ve çok güzel olduğu belirtilen Voyage Sorgun’dan hiç memnun kalmadık.
Dört gözle 2 yıldır özlemle beklediğimiz tatil Naz’ın çok kötü hastalanması ile erken son buldu, kızımın gözü o kadar korktu ki bütün tatil yerleri bu kadar pis mi, hep böyle hastalanır mıyım diye korkuyor artık…( Tabii bizde tatil mi yaptık yoksa bu kadar çok para verip işkence mi çektik, hala da çekmeye devam ediyoruz belli değil)
Tatile giderken yüzünde güller açan mis kızımın tatil dönüşü durumu :(