Babamız resimdeki gibi kartondan
sepetimizi yaptı, pembe fon kağıdı ile kenarlarını oluşturdu; bizde gramafon kağıdı
ile süsledik. Ayrıca elimizde bulunan stickerlar ve süsler ile sepeti güzelleştirdik.
Geri kalan çalışmayı da (sepeti meyve-sebze ile doldurup, isim etiketlerini
yapacaklar) okulda yapacakları için bu sabah Naz gururla okula götürdü. Bakalım
sonuç ne olacak? J
J
J
23 Ocak 2013 Çarşamba
İlk performans ödevimiz
Kreşteyken bazı çalışmalar
yapmıştık. Ama 1.sınıfta dönemlik ingilizce performans ödevi verilince
heyecanlandık. Ödev meyve-sebze sepeti yapmak, içine de meyve ve sebzelerin
fotolarını koyup ingilizce etiket hazırlamaktı. Bu ödevlerde babaya çok
güvendiğim için sepet yapma işi onun, fotoğraf bulmada benim işim oldu. Meğer
çalıştığım bölümde; bu ödevler için ayrı bir alanda araştırdıkları, buldukları
her şeyi sakladıklarını; dergi vb. den kesilen çalışmaları; pırıltılı süsleri;
kurdeleler gibi birçok şeyi bulundurduklarını öğrendim. Böyle bir ödevimiz var
dediğimde herkes (deneyimli anneler) kendisinden bişeyler buldu getirdi,
fikirler verdi, acayip büyük bir dayanışmanın olduğunu görünce ileriki günler
için rahat bir nefes aldım.
20 Ocak 2013 Pazar
Keloğlan
Naz’ımın televizyonda en sevdiği çizgi filmlerden olan Keloğlan olunca tiyatrosuna da bilet aldık. Oyunda bir dev olduğu, karanlık sahnelerin olduğu küçük çocukların korktuğunu duymuştum. Ama oyun başlayınca beni en çok şaşırtan maskelerdi. Bütün oyuncular tüm oyun boyunca maske takmıştı. Özellikle köylülerin maskeleri kötüydü. İlk çıktıklarında Naz bir irkildi, sonra onların maske olduğunu izah edince rahatladı. Biz yüz ifadeleri,mimikler olmayınca çok rahatsız olduk ve sıkıldık. Ayrıca Huysuz’lu, Uzun’lu, Balkız’lı, Kara’lı bir Keloğlan beklentimiz olunca hayal kırıklığına uğradık.
24 Aralık 2012 Pazartesi
Karlar Kraliçesi
Pazar günkü Narnia oyununa 1 ay öncesinden bilet almıştık. Filminin serisini Naz evde kaç kere seyretti bilmiyorum, Narnia-3 vizyona girdiğinde sinemada seyretsin diye 3 boyutlusuna gittiğimizde korktuğundan uzun bir süre ara vermiştik. Tiyatrosundan zevk alacağını düşünerek biletimizi alıp söylemiştim. Tiyatroya giriş yaparken oyunun değiştiğini, oyuncunun ayağı kırıldığı için “Karlar Kraliçesi” oyunun oynandığını öğrendik. Bu oyuna da gelmek istediğimizden girmeye karar verdik. İçeriye girdiğimde sanki bütün işyerimdeki arkadaşlar, tanıdığım simalar benzer yaştaki çocuklarıyla ordaydı. Kendimi işyerimdeki konferans salonunda hissettim.
Oyunun kısaca konusu; Gerda ve Kai iki yakın arkadaştır. Karlar Kraliçesi, Kai’a büyü yaparak kaçırır ve onu Kuzey Kutbu’ndaki buzdan sarayına götürür. Gerda’nın arkadaşını kurtarmak için çıktığı yolculukta başına gelenleri anlatan bir oyun.
Oyun 2 perde olduğu için çocuklara uzun gelebilirdi ama müzikal olmasından dolayı sıkmadı. Kızım oldukça beğendi. Favorisi karlar kraliçesiydi. Özellikle karlar kraliçesinin çıkacağı sahneleri dört gözle bekledi. Bu sabah kalktığında bana hala oyundan bahsediyordu. Kızımızın zevk aldığı, mutlu olduğu her şeyden bizde mutlu olduğumuzdan; bu sezon oynanan DT çocuk oyunlarına götürebilmek için elimden geleni yapmayı düşünüyorum…
19 Aralık 2012 Çarşamba
Okuldaki aşı günümüz
Pazartesi günü aşı yapılacağı yönünde mesajı alınca açıkça okuldakiler konusunda endişelendim. Naz a aşı olacağını tabiî ki söylemedim. Ama işteyken Naz şimdi yıkıyordur ortalığı, 4 kişi tutuyordur diye düşünmüştüm. Çünkü bebekliğinden beri doktorlar, hemşireler, hastanelerden hiç hoşlanmazdı, sürekli ağladığından doktor nasıl muayene edeceğini bilemezdi, o yüzden doktora götürmekten nefret ederdim. Hatırlarım bir keresinde kan alacaklar; 2 hemşire yapamadı, tam 4 kişi ayaklardan, kollardan, başından tutulmuştu. Hastalanıp iğne olduğu zamanlarda 2 gün boyunca yürüyemezdi, kreşte öğretmenleri, evde biz kucakta taşırdık. Elinde, kolunda benim göremediğim, ama kendisinin gördüğü, illaki orda olduğunu kabul etmeniz gereken yaraların çok acıdığı ve evde sürekli yara bandı ile gezen tipleriz biz. İlkokula başladığında okuldan ilk arayan beni öğretmeni değil okul doktoruydu. Naz düşmüş, ağlaması kesilmiyormuş, doktorun bana dediği “görünürde kanamada yok, sadece sürtmüş ama çok kötü ağlıyor. Kırık, başka bişey olabilir, gelip hastaneye götürüp bir film çektirin isterseniz” demişti...Yani benim kızımın acı eşiği çok yüksek yani en ufak ağrıya bile çok çok duyarlıdır. Hal böyle olunca o gün Sevil ablasına söyledim, Naz’ı servisten alınca kötü olabilir, her yerim ağrıyor diyebilir, hazırlıklı ol diye uyarmıştım. Ama eve gidince kızım fazlasıyla neşeli, koşarak “Biliyor musun anne, bugün ben aşı oldum, hem de her iki kolumdan ve hiç acımadı, sadece sinek konması gibiydi” diyince içimden bir şok geçirdim. Hala da şokum devam ediyor…
18 Aralık 2012 Salı
İlk veli toplantımız
Cumartesi günü ilk toplantımıza gittik…Ablamdan öğrenmiştim, 2 kişi gitmenin faydasını, biriniz bir sırada beklerken diğeri başka öğretmende sırada bekler diye, tecrübe ettik bizde, genellikle anneler gelmişti, o yüzden onlar çok dolaşamadılar, ama biz çok iyi organize olduk, 2 ayrı koldan branş öğretmenlerine dağıldık (tabi önemli dersleri kendim aldım ki, sorularımı sorabileyim diye, ya da bizim baba sadece dinler diye korktum valla..) İnsan yaşayıp tecrübe ediniyor, babam benim toplantıma giderken hiç umursamazdım ama şimdi orda senin çocuğun hakkında konuşulması, gelişiminin anlatılması bazı yerlerde gururlanman, bazı yerlerde hadi ya diye iç geçirmeler, hepsi bambaşka duygular, heyecanlar, kendim için önemsemediğim şeyler çocuğum sözkonusu olduğunda birden ne kadar önemli oluveriyor bunu anladım… Eve gidince tekrar içime alasım geldi Naz’ımı, artık büyümüştü iyice, gurur duydum kızımla ama bir o kadar da korktum, artık nasıl koruyacağım diye…
17 Aralık 2012 Pazartesi
Anne Babalar İçin Okunması Önerilen Kitaplar
Okulumuzun biz velilere gönderdiği "Anne Babalar İçin Okunması Önerilen Kitaplar" listesinden alınmıştır. Ne kadar çok okursak o kadar çocuklarımıza faydalı olacağımızı düşünüyorum....
13 Aralık 2012 Perşembe
Disney Live
Çarşamba akşamı babamızın getirdiği davetiyeler sayesinde Naz ve kuzeni ile Mickey’nin müzik festivaline gittik. Naz tekrar disneyland a gidip orda gösteriyi seyredeceğimizi sandı.
Salon çok büyük olduğu için mi bilmiyorum (Congressium) ses sistemi bize çok iyi gelmedi. Sesler banttan geliyordu ve ses seviyesi yüksekti. Kısacası canlı çizgi film, müzik ve dans gösterisiydi. Yağmurlu ve soğuk Ankara akşamı için güzel bir etkinlik oldu.
6 Aralık 2012 Perşembe
Solaklar için kalem
Malum Naz artık 1.sınıf öğrencisi.
Sol elle ve özellikle dik yazdığından el yazısında çok çabuk yoruluyor. Internetten
nasıl kalem daha iyi olur diye uzun bir araştırma yaptım. Çok çeşitli yorumlar
var ama almak için hiç bişey bulamamıştım. Daha sonra öğretmenimizle konuşup
Stabilo’nun sağ ve sol el kullananlar için ayrı ayrı tasarlanmış ergonomik
kurşun kalemlerinin olduğunu öğrendim. Biz hem 3,15 uçlu hemde 1,4 uçlusunu
aldık. 3.15 uçlu kurşun kalem gibi ama kalem açacağı ile ucu kolay açılabilinir mi
bilmiyorum. 1,4 olan ise açacak olmadan kullanılabiliniyor. (Biz birisini
okulda bırakmak için diğerini de evde yazmak için aldık). Kız ve erkek çocuklar
için değişik renk seçenekleri var. Bakalım Naz rahat kullanabilecek mi ve iyi sonuçlanacak
mı?
25 Kasım 2012 Pazar
Çocuk tiyatrosu
Ankara da kış başlayınca çocuk ile yapılacak aktivite sayısıda azalıyor. Malum hafta sonumuzun çoğu avm lerde geçiyor. Naz Paris e gittiğimizden beri Külkedisi’ne merak saldı (Orada ışıltılı elbiseyle görünce çok beğenmişti). Işıldayan bebeğini alıp bak nasıl ışıldıyor diye ışıkları söndürüp herkese gösteriyordu. Dolayısıyla sıcağı sıcağına Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ndeki “Külkedisi” tiyatrosuna bilet aldık. Daha önce gittiğimiz Buz Devri’ni hiç beğenmemiştik. Ama Külkedisi iyiydi. Oyundan sonra evde eline fırçayı alıp “Bir isteğiniz var mı efendim” diye ortalıkta dolaşıyor benim kızım. Tabi bende kötü üvey anne olarak emirler veriyorum. Biz böyle oynarken babamız eve geldi. Ne oluyor böyle, neden Naz’a bu kadar kötü davranıyorsun, iş yaptırıyorsun diye şoke oldu. Oyun da olsa kocamın vicdanı kaldırmadı.
11 Ekim 2012 Perşembe
Hastalık
Bugünlerde Ankara’da kime sorsam büyük-küçük ya çocuğu, ya arkadaşı, ya da tanıdığı hasta. Aynı şikayetler: ishal, karın ağrısı, kusma, belki ateş. Maalesef bu salgından bizde muztaribiz. Naz’ım geçen hafta karın ağrısı, ishal ile başladığı maratona kusma ve ateş ile devam etti. Hala düzelemedik. Okula bir gün gidip diğer gün gidemiyoruz. Hastaneler aynı şikayetle gelen hastalarla doluymuş. Ben ve kızım ortalıkta bir salgın sözkonusuyla ilk alanlardan oluruz. İkimizin de bağışıklık sisteminin çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Pazartesi gününü yataktan çıkmadan bütün gününü orda geçirdi. Ne televizyon, ne uyuma sadece yattı. Hiç Naz’ı böyle halsiz görmemiştim. Umarım bu yılki hastalık hakkımızı kullanmış olup bir daha hastalanmayız…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








