11 Şubat 2013 Pazartesi

Keloğlan Müzikali


Pazar günü Anadolu Gösteri Merkezinde Keloğlan Masalları Müzikaline gittik. Sebebi nedir bilmiyorum ama organizasyonda problemler vardı. My biletten aldığımız biletleri orada alabilmek için çok uzun bir kuyruk oluşmuştu. Biletleri dağıttıkları masa çok karmaşıktı. Neye göre, nasıl biletleri verdiklerini bilmiyorlardı. Örneğin bize başkasının biletini verdiler, insanlar biletlerini alamadıkları için giriş işlemi uzadı, 15 dakika geç başladı.
Trt çocuk ta seyrettiğimiz Keloğlan, Bilgecan dede, Balkız, Kara Vezir ve tabiî ki Huysuz ile Uzun’lu bir müzikaldi. DT oyunundaki Keloğlan Naz’ın seyrettiği karakterlerden farklı olunca, bu müzikalde karakterler çıktıkça televizyondakinin aynısı diye çok sevindi. Gösteriyi beğendik, danslar, müzikler, oyun güzeldi, seslendirmede iyiydi. Ayrıca tanıdığımız çocuklu ailelerin çoğunun birbirimizden habersiz olarak orda olması da şaşırtıcıydı.

7 Şubat 2013 Perşembe

İstanbul gezimiz


Sömestr tatilinde ne yapabiliriz diye epey düşünmüştüm. Dubai ye gitmeyi düşünmüştüm fakat planlama konusunda geç kalınca İstanbul gezisinin çok daha iyi olacağına karar verdim.(İstanbul’a en son Naz 1,5 yaşındayken gitmiştik) Sömestr olunca çok fazla sayıda çocuklar için etkinlik vardı. Internetten çocukla gezilebilinecek yerlerin listesini çıkararak 4 gün için planlama yaptım. Gerçekten çok güzel bir tatil oldu. Naz’ın bu kadar çok eğlenmesi hem babasını hem de beni çok mutlu etti.
1. gün; İstanbul’da ilk görülmesi gereken yerlerin arasında yer alan Miniaturk’tü. Gerçekten çok güzel düşünülmüş ve yapılmış. Sanki tüm Türkiye’de bu yerleri gitmiş kadar olduk. Üstelik verdikleri biletleri her yapıtın önünde okuttuğunuzda onunla ilgili bilgileri istenilen her dilde  vermesi çok güzeldi. Çocuklar içinde cazip kılmak için savaş ile ilgili bir müze, 1 lira ile çalışan gemi sürmeleri, stadyumda istediğin takımın marşının çalması vb. gibi etkinlikler vardı. Kısacası buraya Naz’dan çok biz hayran kaldık.


Buradan çıkınca 2.durağımız Torium Snowpark’tı. İstanbul’da yaşayan yeğenimin bile buradan haberi yoktu. Gidesiye kadar acaba gerçekten nasıl bir yer, umarım bu kadar yola değer diye düşündüm. Ama gelip girdiğimizde gerçekten buna değdi. Sanki kayak merkezine gidip karda eğlenmiş gibiydik. 40 dakika için bilet alınıyor. Aile için paket ücretleri var. Girişte mont, bot ve eldiven veriliyor. 20 dakika gezme için 20 dakika simitle kaymak için zaman veriliyor. Gerçek kardan (doğal) oluşturulmuş, -1 derecede olan bir yer. Hepimiz çok ama çok eğlendik.

2. gün; tamamını Forum İstanbul’da geçirmeye karar vermiştik. Burada hem su altı sirki hemde Köstebekgiller’in gösterisi vardı. Ayrıca Disney prensesleri etkinliği de olunca tüm gün burada oluruz diye planladım. Gerçekten çok güzel düşünülmüş bir AVM. Kapalı mekan ama kapalı değil de açık havada geziyor izlenimi veriyor insana. Çok ferah, mağazalar çok fazla, tüm ihtiyaçlar giderilebilinir. Burada ilk başta Turkuazoo akvaryumunda olacak olan Su altı sirkine bilet aldık. Akvaryum, Ankara’da yer alan Nata Vega daki akvaryum gibiydi. Su altı sirki 5 kişinin akrobasi hareketlerinden oluşuyordu. Benim daha büyük beklentilerim vardı, bize çok profesyonelce gelmedi.



Buradan çıkınca Jurassic Land’e gittik. Burada Köstebekgiller gösterisi vardı. Gösterinin sonuna doğru içerisinin çok karanlık olması ve dinozorların yürümeye başlamasıyla Naz korktu ve çıktık.
 3. gün; vapura binip karşıya geçmeyi ve martılara simit atmayı planladık. Bunca şey içerisinde en sevdiğiydi. Havanın mükemmel güzel olması o kadar büyük bir şans oldu ki istediğimiz her şeyi yapabildik. Benim ürkek kızım 1 gün öncesinden martılar beni sevecekler mi diye düşünmeye başlamıştı. Tam 11 simit atarak yeterince besledik. Hatta en son elinde yarım simit kalınca benimde canım çekti, bunu ben yiyeceğim diye öyle bir iştahla yemeye başladı ki gülmekten alamadık kendimizi. Vapurdan inince balık ekmek yedik, Eyüp caminin önünde güvercinleri besledik, mısır çarşısını dolaştık.
 
Daha sonra Dolphinarium’a giderek yunus, beyaz balina, fokların gösterisini seyretmeye gittik. Biletler pahalıydı, gelenler fırsat sitelerinden yarı fiyatına satın alıp gelmişlerdi, bundan sonra bunu da planlamamız gerektiğini anladık. Gösteri çok güzeldi, özellikle balina ve yunusların gösterisini ağzı açık seyretti, fotoğraf çektirmek için hemen yanlarına gitti. Bizim için süper bir deneyim oldu.
 En yakın zamanda bir İstanbul gezisi daha planlayıp göremediğimiz yerleri görmeyi düşünüyoruz. Çünkü bu gezinin tadı damağımızda kaldı….


23 Ocak 2013 Çarşamba

İlk performans ödevimiz

Kreşteyken bazı çalışmalar yapmıştık. Ama 1.sınıfta dönemlik ingilizce performans ödevi verilince heyecanlandık. Ödev meyve-sebze sepeti yapmak, içine de meyve ve sebzelerin fotolarını koyup ingilizce etiket hazırlamaktı. Bu ödevlerde babaya çok güvendiğim için sepet yapma işi onun, fotoğraf bulmada benim işim oldu. Meğer çalıştığım bölümde; bu ödevler için ayrı bir alanda araştırdıkları, buldukları her şeyi sakladıklarını; dergi vb. den kesilen çalışmaları; pırıltılı süsleri; kurdeleler gibi birçok şeyi bulundurduklarını öğrendim. Böyle bir ödevimiz var dediğimde herkes (deneyimli anneler) kendisinden bişeyler buldu getirdi, fikirler verdi, acayip büyük bir dayanışmanın olduğunu görünce ileriki günler için rahat bir nefes aldım.

Babamız resimdeki gibi kartondan sepetimizi yaptı, pembe fon kağıdı ile kenarlarını oluşturdu; bizde gramafon kağıdı ile süsledik. Ayrıca elimizde bulunan stickerlar ve süsler ile sepeti güzelleştirdik. Geri kalan çalışmayı da (sepeti meyve-sebze ile doldurup, isim etiketlerini yapacaklar) okulda yapacakları için bu sabah Naz gururla okula götürdü. Bakalım sonuç ne olacak? J J J

20 Ocak 2013 Pazar

Keloğlan



Naz’ımın televizyonda en sevdiği çizgi filmlerden olan Keloğlan olunca tiyatrosuna da bilet aldık. Oyunda bir dev olduğu, karanlık sahnelerin olduğu küçük çocukların korktuğunu duymuştum. Ama oyun başlayınca beni en çok şaşırtan maskelerdi. Bütün oyuncular tüm oyun boyunca maske takmıştı. Özellikle köylülerin maskeleri kötüydü. İlk çıktıklarında Naz bir irkildi, sonra onların maske olduğunu izah edince rahatladı. Biz yüz ifadeleri,mimikler olmayınca çok rahatsız olduk ve sıkıldık. Ayrıca Huysuz’lu, Uzun’lu, Balkız’lı, Kara’lı bir Keloğlan beklentimiz olunca hayal kırıklığına uğradık.

24 Aralık 2012 Pazartesi

Karlar Kraliçesi

Pazar günkü Narnia oyununa 1 ay öncesinden bilet almıştık. Filminin serisini Naz evde kaç kere seyretti bilmiyorum, Narnia-3 vizyona girdiğinde sinemada seyretsin diye 3 boyutlusuna gittiğimizde korktuğundan uzun bir süre ara vermiştik. Tiyatrosundan zevk alacağını düşünerek biletimizi alıp söylemiştim. Tiyatroya giriş yaparken oyunun değiştiğini, oyuncunun ayağı kırıldığı için “Karlar Kraliçesi” oyunun oynandığını öğrendik. Bu oyuna da gelmek istediğimizden girmeye karar verdik. İçeriye girdiğimde sanki bütün işyerimdeki arkadaşlar, tanıdığım simalar benzer yaştaki çocuklarıyla ordaydı. Kendimi işyerimdeki konferans salonunda hissettim.

Oyunun kısaca konusu; Gerda ve Kai iki yakın arkadaştır. Karlar Kraliçesi, Kai’a büyü yaparak kaçırır ve onu Kuzey Kutbu’ndaki buzdan sarayına götürür. Gerda’nın arkadaşını kurtarmak için çıktığı yolculukta başına gelenleri anlatan bir oyun.

Oyun 2 perde olduğu için çocuklara uzun gelebilirdi ama müzikal olmasından dolayı sıkmadı. Kızım oldukça beğendi. Favorisi karlar kraliçesiydi. Özellikle karlar kraliçesinin çıkacağı sahneleri dört gözle bekledi. Bu sabah kalktığında bana hala oyundan bahsediyordu. Kızımızın zevk aldığı, mutlu olduğu her şeyden bizde mutlu olduğumuzdan; bu sezon oynanan DT çocuk oyunlarına götürebilmek için elimden geleni yapmayı düşünüyorum…


19 Aralık 2012 Çarşamba

Okuldaki aşı günümüz

Pazartesi günü aşı yapılacağı yönünde mesajı alınca açıkça okuldakiler konusunda endişelendim. Naz a aşı olacağını tabiî ki söylemedim. Ama işteyken Naz şimdi yıkıyordur ortalığı, 4 kişi tutuyordur diye düşünmüştüm. Çünkü bebekliğinden beri doktorlar, hemşireler, hastanelerden hiç hoşlanmazdı, sürekli ağladığından doktor nasıl muayene edeceğini bilemezdi, o yüzden doktora götürmekten nefret ederdim. Hatırlarım bir keresinde kan alacaklar; 2 hemşire yapamadı, tam 4 kişi ayaklardan, kollardan, başından tutulmuştu. Hastalanıp iğne olduğu zamanlarda 2 gün boyunca yürüyemezdi, kreşte öğretmenleri, evde biz kucakta taşırdık. Elinde, kolunda benim göremediğim, ama kendisinin gördüğü, illaki orda olduğunu kabul etmeniz gereken yaraların çok acıdığı ve evde sürekli yara bandı ile gezen tipleriz biz. İlkokula başladığında okuldan ilk arayan beni öğretmeni değil okul doktoruydu. Naz düşmüş, ağlaması kesilmiyormuş, doktorun bana dediği “görünürde kanamada yok, sadece sürtmüş ama çok kötü ağlıyor. Kırık, başka bişey olabilir, gelip hastaneye götürüp bir film çektirin isterseniz” demişti...Yani benim kızımın acı eşiği çok yüksek yani en ufak ağrıya bile çok çok duyarlıdır. Hal böyle olunca o gün Sevil ablasına söyledim, Naz’ı servisten alınca kötü olabilir, her yerim ağrıyor diyebilir, hazırlıklı ol diye uyarmıştım. Ama eve gidince kızım fazlasıyla neşeli, koşarak  “Biliyor musun anne, bugün ben aşı oldum, hem de her iki kolumdan ve hiç acımadı, sadece sinek konması gibiydi” diyince içimden bir şok geçirdim. Hala da şokum devam ediyor…

18 Aralık 2012 Salı

İlk veli toplantımız

Cumartesi günü ilk toplantımıza gittik…Ablamdan öğrenmiştim, 2 kişi gitmenin faydasını, biriniz bir sırada beklerken diğeri başka öğretmende sırada bekler diye, tecrübe ettik bizde, genellikle anneler gelmişti, o yüzden onlar çok dolaşamadılar, ama biz çok iyi organize olduk, 2 ayrı koldan branş öğretmenlerine dağıldık (tabi önemli dersleri kendim aldım ki, sorularımı sorabileyim diye, ya da bizim baba sadece dinler diye korktum valla..)  İnsan yaşayıp tecrübe ediniyor, babam benim toplantıma giderken hiç umursamazdım ama şimdi orda senin çocuğun hakkında konuşulması, gelişiminin anlatılması bazı yerlerde gururlanman, bazı yerlerde hadi ya diye iç geçirmeler, hepsi bambaşka duygular, heyecanlar, kendim için önemsemediğim şeyler çocuğum sözkonusu olduğunda birden ne kadar önemli oluveriyor bunu anladım… Eve gidince tekrar içime alasım geldi Naz’ımı, artık büyümüştü iyice, gurur duydum kızımla ama bir o kadar da korktum, artık nasıl koruyacağım diye…


17 Aralık 2012 Pazartesi

Anne Babalar İçin Okunması Önerilen Kitaplar

Okulumuzun biz velilere gönderdiği "Anne Babalar İçin Okunması Önerilen Kitaplar" listesinden alınmıştır. Ne kadar çok okursak o kadar çocuklarımıza faydalı olacağımızı düşünüyorum....


13 Aralık 2012 Perşembe

Disney Live

Çarşamba akşamı babamızın getirdiği davetiyeler sayesinde Naz ve kuzeni ile Mickey’nin müzik festivaline gittik. Naz tekrar disneyland a gidip orda gösteriyi seyredeceğimizi sandı.

Müzikler, kostümler, danslar çok güzeldi, profesyonelce hazırlanılmıştı. Alaaddin (Prenses Yasemin, Cin, Alaaddin), Küçük Deniz kızı (Ariel, Kötü Ursula), Toy story (Buzz, Yeşil askerler) bölümlerinde filmlerinden bazı sahneler vardı, karakterler aynı filmlerdeki gibiydi. Biz Naz ile Küçük Deniz Kızı’nı çok seyrettiğimiz için film ile aynıydı. Naz tabiî ki en çok Ariel li kısmı beğendi. Bir daha ne zaman çıkacak diye öyle bekledi. Bu kısmın daha uzun olmasını istedi.

Salon çok büyük olduğu için mi bilmiyorum (Congressium) ses sistemi bize çok iyi gelmedi. Sesler banttan geliyordu ve ses seviyesi yüksekti. Kısacası canlı çizgi film, müzik ve dans gösterisiydi. Yağmurlu ve soğuk Ankara akşamı için güzel bir etkinlik oldu.

6 Aralık 2012 Perşembe

Solaklar için kalem


Malum Naz artık 1.sınıf öğrencisi. Sol elle ve özellikle dik yazdığından el yazısında çok çabuk yoruluyor. Internetten nasıl kalem daha iyi olur diye uzun bir araştırma yaptım. Çok çeşitli yorumlar var ama almak için hiç bişey bulamamıştım. Daha sonra öğretmenimizle konuşup Stabilo’nun sağ ve sol el kullananlar için ayrı ayrı tasarlanmış ergonomik kurşun kalemlerinin olduğunu öğrendim. Biz hem 3,15 uçlu hemde 1,4 uçlusunu aldık. 3.15 uçlu kurşun kalem gibi ama kalem açacağı ile ucu kolay açılabilinir mi bilmiyorum. 1,4 olan ise açacak olmadan kullanılabiliniyor. (Biz birisini okulda bırakmak için diğerini de evde yazmak için aldık). Kız ve erkek çocuklar için değişik renk seçenekleri var. Bakalım Naz rahat kullanabilecek mi ve iyi sonuçlanacak mı?