Naz epeydir sinemaya gitmeye
korkuyordu (5 boyutlu film tecrübemiz korkunç olunca!!) Çok kez sinema kapısına
kadar girip film başlamadan çıkmak zorunda kalıyorduk. Hatta bir keresinde baba
ile kızımıza animasyon filmi için bende kendim için film bileti almıştım. Tam
mısırımı almış tam bir keyif içindeyken film daha başlamadan telefonum çalıp
Naz’ın korktuğunu ve beni istediğini öğrendim, son sinema keyfimde böylece
noktalanmış olmuştu. Hal böyle olunca uzun bir süre gidemedik. Malum Ankara’da
sıcak yaz günlerinde yapacak çok fazla şey bulamayınca tekrar sinemayı
deneyelim dedik. Geçen hafta “Sevimli Canavarlar Üniversitesi” ne gidelim ama 3
boyutlusundan yine korkabilir normal olana gidelim ve deneyelim dedik, neyseki
filmi seyredebildik. Ama film, Naz’ı çok cezbetmedi, seyretti ama beğenmedi; ana
karakterde bir kız figürü olmaması en büyük etkendi bence; en azından sinema
korkumuzu yenmesi açısından bizim için önemliydi. Geçen Perşembe günüde “Şirinler
2” ye gittik. Tabi yine 3 boyutlusuna değil. “Ben Şirineyim anne, sen
hangisisin?” diyip durdu. Filmi çok beğendi. Gittikten sonraki her gün boyunca
yine gidelim diyip durdu. Bi de gittiğimiz her yerde Şirinler 2 aksesuarları,
oyuncakları satılınca unutması mümkün olmuyor. Görünüşe göre okullar açılasıya
kadar bizi sinemalarda sürükleyecek.13 Ağustos 2013 Salı
Sinema Keyfi
Naz epeydir sinemaya gitmeye
korkuyordu (5 boyutlu film tecrübemiz korkunç olunca!!) Çok kez sinema kapısına
kadar girip film başlamadan çıkmak zorunda kalıyorduk. Hatta bir keresinde baba
ile kızımıza animasyon filmi için bende kendim için film bileti almıştım. Tam
mısırımı almış tam bir keyif içindeyken film daha başlamadan telefonum çalıp
Naz’ın korktuğunu ve beni istediğini öğrendim, son sinema keyfimde böylece
noktalanmış olmuştu. Hal böyle olunca uzun bir süre gidemedik. Malum Ankara’da
sıcak yaz günlerinde yapacak çok fazla şey bulamayınca tekrar sinemayı
deneyelim dedik. Geçen hafta “Sevimli Canavarlar Üniversitesi” ne gidelim ama 3
boyutlusundan yine korkabilir normal olana gidelim ve deneyelim dedik, neyseki
filmi seyredebildik. Ama film, Naz’ı çok cezbetmedi, seyretti ama beğenmedi; ana
karakterde bir kız figürü olmaması en büyük etkendi bence; en azından sinema
korkumuzu yenmesi açısından bizim için önemliydi. Geçen Perşembe günüde “Şirinler
2” ye gittik. Tabi yine 3 boyutlusuna değil. “Ben Şirineyim anne, sen
hangisisin?” diyip durdu. Filmi çok beğendi. Gittikten sonraki her gün boyunca
yine gidelim diyip durdu. Bi de gittiğimiz her yerde Şirinler 2 aksesuarları,
oyuncakları satılınca unutması mümkün olmuyor. Görünüşe göre okullar açılasıya
kadar bizi sinemalarda sürükleyecek.12 Ağustos 2013 Pazartesi
Çocukla yemek yenebilecek mekan (Timboo cafe)
İşyerinden bir arkadaşım Timboo’dan
o kadar çok bahsetmişti ki o yüzden bu hafta yemek yemek için Kentpark’taki
Timboo’ya gittik. Oturur oturmaz çocuklar için dvd film menüsü getirdiler,
çocuğunuz istediği filmi seçiyor, küçük dvd cihazında kulaklığı takıp
seyretmeye koyuluyor, böylece bizde uzun uzun ve rahatça yemek yiyebildik.
Yemekler kesinlikle hem lezzetli hemde oldukça doyurucu. Ben Aysun’un
bahsettiği Ottoman Steak yedim. Gerçekten çok lezzetliydi. Bir zamanlar benim
evde yaptığım Çökertme kebabına benzettim.Tek farkı ben yoğurdu sarımsaklı
yapıyordum. Naz’a mini burgerlardan aldık. O da güzelce yedi. Babamız da tavuk
burger aldı. Çok büyük ve doyurucuydu. Ayrıca meyve sularınında hangisini
deneyeceğini şaşırıyorsunuz. Hepsi birbirinden güzel. Fiyatlarına gelince mini
tims çocuk menüsü 12,5 tl, ottoman steak 21 tl, tavuk burger yanlış hatırlamıyorsam 16,5 tl, meyve suları 8,5 tl. idi.
Biz Timboo dan çok memnun
ayrıldık, keşke daha önce keşfetseymişiz.
16 Temmuz 2013 Salı
Tatil sona erdi
Tatil sona erdi ve evimize
döndük, nerde olursanız olun sonunda kendi evinizde duyduğunuz huzur ve
mutluluk da hiçbir yerde yok. Neyse bu seneki tatilim hiç hoş geçmedi. Hastalıklarla
doluydu. Gerçi Allah daha beterlerini vermesin inşallah. Yaptığımız tatilden
hiçbirşey anlamadan geri döndük. İlk gün
öğlen gibi geldiğimiz otelde akşam Naz kulağım ağrıyor demeye başladı. Neyseki
bütün şurupları yanımda taşımayı alışkınlık eden ben hemen ağrı kesici şurup
verip sabah olmasını bekledik. Ertesi sabah gittiğimiz hastanede dış kulap
iltihabı olduğunu öğrendik. Havuza ve denize girmemesi gerekiyor dediler, 1
haftalık tatile geldik ve ilk günümüz diyince kafasını sokmamaya çalışın diye
uyardılar. Babamız hastalık konusunda oldukça hassas!! olmasından dolayı surat
beş karış ortalıkta dolaşıp geri dönelim evimize, böyle olmayacak diyip durdu
zaten sürekli Naz’a müdahele eder durumdaydı. Yazık kuzum nasıl oynayacağını
bilemedi. Aman çocuklardan su sıçrayacak, aman oturma suya, aman, aman diyerek
geçti. Neyse günü böyle bitirip akşam yemeği yiyeceğimiz sırada ben yemek
yemeyeceğim dişim sallanıyor dedi. Daha önce hiç dişimiz daha çıkmamıştı.
Bununda tatile dek gelmesi de diğer bir süprizdi. Diğer sürpriz de 2. dişinin
de tatilin 2.yarısında çıkmasıydı. Acıya çok duyarlı Naz başladı ağlamaya,
zorla ikna ederek ne durumda olduğunu görmek için ellemeyi başardım. Baktım diş
çıktı çıkacak ama bu arada Naz ne yemek yiyecek, ne ağlamayı bitirecek, Pazar
akşamı dişçi nerden bulunacak diye en iyisinin benim çıkarmam olduğunu
düşünerek odaya götürdük. İlk başta dişine tekrar değmek için ikna etmeye
çalıştım. Ama kabul etmesi mümkün değil ve bu süreç sürekli uzuyor. Babası tuttu
ve bende ağzını zorla açarak çıkardım dişini. İlk deneyimim olmasına rağmen
korkmadan başardım. İlk 5 dakika Naz odayı yıktı, nasıl ağlama, nasıl bağırma,
acıdığından değilde sinirinden. Çünkü 10 dakika sonra tekrar yemeğe gitmişti.
Neyse dişini keseye koyduk, diş perisi sabaha acaba bana hangi hediyeyi
bırakacak diye meraklanmaya başladı. Bizde diş perisi olarak oteldeki marketten
istediği oyuncaklara baktık. Ama fiyatları görünce (mesela 59 liralık bebek 200
lira gibi) oradan alınamayacağı anlaşıldı. Babamız akşamın 22’sinden sonra
Belek’e oyuncak bakmaya gitti. Neyse buldu geldi. Bizimki sabah hediyeyi
görünce epey sevindi. Hatta siz gördünüz mü diş perisi diye de sordu.
Artık
3.günde bir sorun istemiyorum diye içimden geçirirken Naz ın kulak ağrısı
geçmeyince otelin doktoruna gittik. Dış kulak iltihabının iyileştiği ama orta
kulak iltihabı olduğunu ve antibiyotik başlamamız gerektiğini söyledi. Yine biz
sürekli kontrol ederek suya girmeye azda olsa devam etti. 4. gün ise annemin
kalp krizi geçirdiği yoğun bakımda olduğu haberini alınca tatilimizde
noktalanmış oldu. Neyse Allaha şükürler olsun ki şu anda kızımda annemde iyi.
Voyage Belek’e gelince otel her
yere kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir yer. İlk defa Türklerin bu kadar çok
gördüğüm bir oteldi. Yemekler çok lezzetli, her çeşit var. Alacarte
restoranlarının çok başarılı olduğunu duymuştum. Kebabistan 10 numara bir yer.
Ara sıcaklar yemekler o kadar güzeldi ki, sonunda çatlayacaktık nerdeyse.
Kesinlikle Voyage e gidince gidilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Meksika restoranın da da fajita
sı oldukça lezzetliydi. Buraya da gidilmeli.
İtalya restoranı için rezervasyon
için biraz geç saate kaldığımız için yer kalmamıştı (Rezervasyonlar gün içinde
odadan 9-12 saatleri arasında yapılabiliniyor)
Kebabistan da köy kalvaltısı
veriyorlar burası da rezervasyonlu. Açık büfeden tek tek seçmek yerine her şeyi
masaya getirip servis ediyorlar.
Lunapark küçük çocuklar için
oldukça uygun, 10 lu yaş ve üstü pek zevk almazlar gibi geldi. Mini club Güral
Premier Tekirova da çok başarılıydı. Burada çok katılmadık, Naz istemedi, zaten
çok vaktimizde olmadı.
Havuz çok büyüktü. En sevdiğim
kısım ise çocuk havuzu ile büyük havuz arasında bilek hizasında su ile
güneşlenme havuz kısmının olmasıydı. Bence çok güzel düşünülmüş.
Aquapark a çok rağbet yoktu.
Büyükler için yanlış hatırlamıyorsam 3 normak kaydırak 2 tane de adrenal
seviyesini yükselten kaydırak vardı (birisi yılan dı ki bu çok beterdi, ben
binmedim ama diğerine bindiğimde benim bağırtılarımı tüm otel duyup aşağıdan herkes
beni seyrediyordu. İndiğimde elim ayağım titriyordu, babamız yılan a da bindi,
onun daha iyi!!! olduğunu söyledi.)
Yemek ve havuzda hizmet konusunda
hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadık. Sahilde kapalı buzdolapları koyup kutu cola,
fanta, ice tea, suları istediğiniz gibi alıp içebiliyordunuz.
Öğleden sonra yapılan köfte ekmek
oldukça başarılıydı. Bide gözlemecideki kıymalı gözleme de çok iyiydi.
Benim gibi tatlı sevmeyen bir
insanın her gün uğradığı pastaneyi es geçmemek gerekir. Her gün taze kek (ev
yapımı), pasta vb. hepsi çok lezzetliydi.
Gelelim olumsuzluklara: 1. si;
Odalar lüks değil, eskiydi. Biz kara tarafı binasındaydık. Bu binanın girişi
gerçekten kötü ve havalandırması yetersizdi. Ayrıca tek asansör yetersiz
kalıyordu.
2. si: Deniz bulanıktı, genellikle
dalga olduğu için çamur gibi görünüyordu. Birde ilk girişte çakıllı kısmı
geçince kum oluyordu.
Bunun dışında her şey iyiydi.
Hatta erken ayrılmak zorunda kaldığımız için kalmadığımız gecelerin parasını
iade ettiler (Voyage otellerinde yapılabiliniyormuş, ets nin kendi oteli olduğu
için).
Keşke daha iyi şartlarda (hastalık
olmadan) tatil yapabilseydik. Neyse umarım sonraki yıllardaki tatillerimiz daha
iyi olur inşallah…
28 Haziran 2013 Cuma
Tatile Az Kaldı
Yılın en çok beklediğim zamanıdır
bu zamanlar ama içimde de aksilik olacak diye de bir huzursuzluk dolaşır durur.
Tatil planımızı erken rezervasyonla Aralık-Ocak gibi ayarladığımız için son
dakika problemleri olacak diye hem korkarım hemde hevesle tatile gitmeyi
beklerim. Yarın deniz-kum-tatil olayına girecek olmamdan dolayı mıdır bilmem
son 2 haftadır tam bir tükenmişlik sendromu? yaşamaktayım. Artık o kadar tatile
ihtiyacım var ki ondan başka bişey düşünemez oldum. İş yerinde evde hep tatil
muhabbeti. Neyse artık geri sayımdayım. Tatil alışverişi tamamlandı, eksikler
giderildi, valizlerin yerleştirmesi nerdeyse bitti. (Valizleri hazırlarken http://lunasolstories.blogspot.com/2012/08/ah-su-valiz-hazrlama.html adresindeki check list çok işinize yarayacaktır)
Ben yazlıkçılardan değilde
hiçbirşey yapmadığın sadece yiyip içip dinlenebildiğin bir tatil olarak tatil
köyünü seçenlerdenim. Her sene Naz’a göre uygun olsun diye bir yer arayışında
oluruz. Bu seneye kadar tatil köyü tecrübelerim ise şunlar:
Naz 1 yaşında iken Amara ile
başladık. Nazın bebek olmasından dolayı o sene ordan çok memnun kalmıştık. Her
şey elinin altında, oda-deniz arasında çok yürümek gerekmiyor, hizmet çok
iyiydi.
2 yaşına gelince Royal Dragon a
gittik. Burasıda çok küçüktü, lunapark-aquapark her şey vardı ama bizimki küçük
olduğundan kullanamadık. Bugüne kadar gittiğim yerlerde yemeği en iyi olan yer
burasıydı (tabi benim zevkime göre). Tek bana göre eksiği Uzakdoğu esintisi
olmasından dolayı iç ortamın fazlaca loş olmasıydı.
3 yaşına gelince tekrar Amaraya
gidelim dedik. Keşke tekrar gitmeseymişizde hafızamızda hep iyi olarak
kalsaymış. Bu gittiğimizde hizmet kalitesi çok kötüydü. Temizlik felaketti.
Havuzdan dolayı Naz dış kulak iltihapı olmuştu. O sene hiç iyi bir tatil
geçiremedik.
2010-Amara ClubMarine Side
4 yaşına gelince Güral Premier
Tekirova yı seçtik. Burası kesinlikle çocuklar için süper ötesi. Mini club çok
iyiydi, aquapark, havuzlar çok iyiydi. Cuma gecesi çocuk akşamı olup bir sürü
eğlenceler vardı. Her şey çok kaliteliydi. Naz burada gerçekten çok eğlendi. Bana
göre dezavantajı denizin kumlu olmamasıydı. Belki küçük çccuklularda çok büyük
olmasından dolayı zorlanabilirler.
2011-Güral Tekirova
5 yaşına gelince Güral dan çok
memnun kalınca Side de kumlu deniz olsun ve kardeş oteller diye Alibey Resort ü
seçtik. Ama bu seçimimiz de çok hatalı olmuş. Aquapark bir tarafta, oda bir
tarafta, deniz bir tarafta, yürüme mesafesi çok fazla. Ayrıca içinden nehir
geçtiğinden midir ne her akşam ilaçlanmasına rağmen hayatımda görmediğim
böcekleri orda gördüm. Odamızın kapısı nehir tarafında olunca uçuşan böceklere
çarpacağım korkusundan koşa koşa kapıdan giriyordum. Yemeklerini hiç
beğenmediğimiz gibi aktivitelerde çok yetersizdi(çocuklar için). Tek iyi yönü
temiz olmasıydı.
2012-Alibey Resort Side
Şimdi bu sene de Voyage Belek i
seçtik. Voyage gidenin başka bir yer tercih etmeyeceğini söyleyenler var,
bakalım doğru mu göreceğiz? Gerçi bizim referansımız Naz.
Yaz Okulu
Çalışan anne babalar için okul
zamanı ayrı tatil zamanı ayrı zormuş. Okul günlerinde kim karşılayacak paniği
varken okullar tatilken daha da kötüsü 90 gün boyunca kim bakacak sorusu
uçuşuyor. İşyerinden alacağımız izin sayısı belli, maksimum 1 ay alsak (o da
mümkün değil, geriye diğer tatil ve hastalık günlerine bişey kalmaz, ayrıca
anne ile baba sadece 1 hafta ortak tatil yapıp geri kalan zamanda da ayrı ayrı
alırlarki izinleri idareli kullanabilsinler) geriye 2 ay kalıyor, başlıyorsunuz
hafta hafta hesaplama yapmaya. Bizde aynen öyle yaptık. Okullar kapanır
kapanmaz yaz okuluna başlar 2 hafta gider sonra 2 hafta tatil, sonra 3 hafta
daha yaz okulu sonra 1 hafta bayram tatili sonra yine 3 hafta gider sonra yine
izin derken tatili bitirmeyi hedefliyoruz. Naz okullar kapanıp başka okula
başlayacağını duyunca sinirlenip hep okul okul demişti, o yüzden yazın
gönderdiğimiz bu yerlere keşke yaz okulu demeselerde yaz eğlencesi gibi şeyler
deseler daha doğru olur diye düşünüyorum. Okul fikri direkt çocuğu geriyor
çünkü.
Ankarada yaz okulları diyince benim
bulduklarım: Büyük Kolej, Arı, Ankara Üniversitesi, Yüce’nin yerinde Ankara
Sanat Akademi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin yaz okullarıydı. Naz daha küçük
olduğu için ve her gün spor yapmaktan çok hoşlanmayacağı için buraları bu yıl
tercih etmedim. Bize daha küçük çocuklar için uygun olabilecek ve alıştırma
problemi olmadan gönderebileceğimiz bir yer gerekiyordu. Bizde çok sevdiğimiz
kreş öğretmenimiz Aslı öğretmen Minik Devler e geçince Naz da onu çok sevince 3
arkadaşı ile birlikte oraya göndermeye karar verdik. Haftada 2 gün yüzme, 1 gün
binicilik, 1 gün gezi-sinema (hayvanat bahçesi, müze vb.) ve sadece okulda oyun
olunca bizimkisi şimdi çok hevesli gidiyor. Hatta bu 90 günün sonunda ben yine
buraya gitsem diye pazarlığa bile girmeye başladı.
19 Haziran 2013 Çarşamba
1.sınıfı bitirdik
İyisiyle kötüsüyle, uyumuyla
uyumsuzluğuyla, hastalığıyla sağlığıyla, şikayetleriyle, başarılarıyla ve daha
çok ödeviyle derken 1.sınıfı devirdik. Darısı ileriki yıllara…
10 Haziran 2013 Pazartesi
Yıl sonu bale gösterimiz
Naz 3 yaşından beri bale öğrenmeye
çalışıyor. Bizde onunla tanıştık baleyle. Bale kıyafetlerin isimlerini öğrendik
ilk başta, nerden bulunur araştık, sonrada figürlerin isimlerini. Şimdi bayağı
bayağı izleyicisi olduk. Geçen sene daha yaşları küçük olduğu için Şinasi de
sahneye 1 kere çıkmıştı. Ama onda bile öyle gururlanmıştım ki, keşke benim
zamanımda da olsaydı (vardı ama biz bilmiyorduk), bende gidebilseydim diye
imrenmiştim. Bu sene Küçük tiyatro’daydık. Sahne gösteri sayısı da 3 ‘ü
bulmuştu. Hem bale hemde modern dans yaptılar. Hem eğlendiler, hem öğrendiler.
Hepsi o kadar tatlı ki, o saçlar, kıyafetler, duruş hepsinde gerçekten çok
güzel duruyor.
Naz da o kadar mutluydu ki,
bitişinde muhteşem olduğunu söyledi. Bale programında neler var diye bakarken;
babamız bizde bu baledeki terimleri anlar olduk, hatta sahneye çıkıp benimde 2
bacak açasım geliyor diyince heveslenen sadece ben değilmişim diye çok mutlu
oldum.
23 Mayıs 2013 Perşembe
Çocuk gözüyle erken yaşta 1.sınıf
Dün evde Naz ile sohbetimiz:
-
Biliyormusun Naz? Sihirli Bahçe’den 6 sınıf arkadaşın
bu yıl senin okuluna başlayacakmış. (İsimlerini söyledim)
-
Yaşaşın hepsi mi
gelecek benim okuluma!! Benim okulumu çok mu sevmişler??
-
Evet senin okulunu çok sevmişler.
-
Peki aynı sınıfta
mı olacağız?
-
Hayır sen 2.sınıf olacaksın, onlar 1. sınıf.
-
Ama ben onlardan
büyük değilim ki, aynı yaştayız. Bu haksızlık !!!
Hiçbir şey diyemedim. Bütün okul
süresince oyun oynamak, parka gitmek, tv seyretmek istedi; 15 dakikadan fazla
dikkatini toplayamadığı için ödevleri yapmak uzun süre aldı ve hiçbirini
yapmaya vakit kalmadı. Çok zorlandı, isyan etti, yoruldu ; bizde onun kadar
yorulduk, üzüldük ve yıprandık…Keşke 1 yıl öncesine dönebilseydim kararım çok
farklı olurdu. Yaşadık ve öğrendik.
14 Mayıs 2013 Salı
Doğum günün kutlu olsun aşkım !!!
Sene 1993, ben daha 17
yaşımdayım; sende 19 yaşındasın. Yani daha çocuktuk tanıştığımızda; hayata
seninle başladım, gönlüm seninle açıldı; beraber öğrendik, beraber büyüdük ve
halende büyümeye/öğrenmeye devam ediyoruz. Aradan 20 yıl geçti. Bu hayata neler
sığdırdık neler: beraber ağladık, beraber güldük, sırt sırta verdik, bazen de ayrı
yollara düştük. Hepsinden önemlisi de dünya güzeli bir kız çocuğu getirdik bu dünyaya, kendi kanımızdan, canımızdan. Doğum günün kutlu olsun kocacığım; iyi
ki doğmuşsun ki seninle bir hayat paylaşma şansına sahip olmuşum. Daha nice birlikte yeni yaşlarımıza....
9 Mayıs 2013 Perşembe
Okuma bayramımız
Hangi okula gidecek, 1.sınıf mı
okuyacak derken okula başladı, nerdeyse okul bitti; şimdide okuma bayramı oldu.
Zaman o kadar hızlı geçiyor ki bazen kendimi film şeridinde ilerliyormuş gibi
hissediyorum.
Okuma bayramında sunucu olacağını
öğrenince çok sevinmişti. Ben ise unutur mu, heyecanlanır mı diye
endişelenmiştim. O sahnedeyken bende onun söyleyeceği konuşmayı, şarkı
sözlerini içimden söylüyordum. Hatta kendimi o kadar kaptırmışım ki sunarken
tek bir fotoğraf bile çekmeyi akıl edememişim.

Kızım benim çok güzel sundu; çizmeli
kedi kostumü çok yakışmıştı, bana göre her şeyi çok güzel yaptı. Hele
Kayahan’ın “Annem” şarkısıyla geçen fotoğraf gösterisi vardı ki zırıl zırıl
ağlamak istedim.
Sonunda şunu anladım. İyisiyle
kötüsüyle ne yaparsa yapsın ben onu her haliyle beğeniyorum. Benim gözümde en
güzeli oymuş gibi geliyor. Önemli tek bir soru var benim için: Mutlu mu? Evet
mutlu olduğu sürece bende mutluyum.
Tebrikler akıllı kızım, umarım
devam eden yıllar boyu başarıların devam eder, bende seninle hep böyle gurur
duyarım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















