13 Ağustos 2013 Salı

Sinema Keyfi

 Naz epeydir sinemaya gitmeye korkuyordu (5 boyutlu film tecrübemiz korkunç olunca!!) Çok kez sinema kapısına kadar girip film başlamadan çıkmak zorunda kalıyorduk. Hatta bir keresinde baba ile kızımıza animasyon filmi için bende kendim için film bileti almıştım. Tam mısırımı almış tam bir keyif içindeyken film daha başlamadan telefonum çalıp Naz’ın korktuğunu ve beni istediğini öğrendim, son sinema keyfimde böylece noktalanmış olmuştu. Hal böyle olunca uzun bir süre gidemedik. Malum Ankara’da sıcak yaz günlerinde yapacak çok fazla şey bulamayınca tekrar sinemayı deneyelim dedik. Geçen hafta “Sevimli Canavarlar Üniversitesi” ne gidelim ama 3 boyutlusundan yine korkabilir normal olana gidelim ve deneyelim dedik, neyseki filmi seyredebildik. Ama film, Naz’ı çok cezbetmedi, seyretti ama beğenmedi; ana karakterde bir kız figürü olmaması en büyük etkendi bence; en azından sinema korkumuzu yenmesi açısından bizim için önemliydi. Geçen Perşembe günüde “Şirinler 2” ye gittik. Tabi yine 3 boyutlusuna değil. “Ben Şirineyim anne, sen hangisisin?” diyip durdu. Filmi çok beğendi. Gittikten sonraki her gün boyunca yine gidelim diyip durdu. Bi de gittiğimiz her yerde Şirinler 2 aksesuarları, oyuncakları satılınca unutması mümkün olmuyor. Görünüşe göre okullar açılasıya kadar bizi sinemalarda sürükleyecek.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Çocukla yemek yenebilecek mekan (Timboo cafe)

İşyerinden bir arkadaşım Timboo’dan o kadar çok bahsetmişti ki o yüzden bu hafta yemek yemek için Kentpark’taki Timboo’ya gittik. Oturur oturmaz çocuklar için dvd film menüsü getirdiler, çocuğunuz istediği filmi seçiyor, küçük dvd cihazında kulaklığı takıp seyretmeye koyuluyor, böylece bizde uzun uzun ve rahatça yemek yiyebildik. Yemekler kesinlikle hem lezzetli hemde oldukça doyurucu. Ben Aysun’un bahsettiği Ottoman Steak yedim. Gerçekten çok lezzetliydi. Bir zamanlar benim evde yaptığım Çökertme kebabına benzettim.Tek farkı ben yoğurdu sarımsaklı yapıyordum. Naz’a mini burgerlardan aldık. O da güzelce yedi. Babamız da tavuk burger aldı. Çok büyük ve doyurucuydu. Ayrıca meyve sularınında hangisini deneyeceğini şaşırıyorsunuz. Hepsi birbirinden güzel. Fiyatlarına gelince mini tims çocuk menüsü 12,5 tl, ottoman steak 21 tl, tavuk burger yanlış hatırlamıyorsam 16,5 tl, meyve suları 8,5 tl. idi.

Biz Timboo dan çok memnun ayrıldık, keşke daha önce keşfetseymişiz.

16 Temmuz 2013 Salı

Tatil sona erdi


Tatil sona erdi ve evimize döndük, nerde olursanız olun sonunda kendi evinizde duyduğunuz huzur ve mutluluk da hiçbir yerde yok. Neyse bu seneki tatilim hiç hoş geçmedi. Hastalıklarla doluydu. Gerçi Allah daha beterlerini vermesin inşallah. Yaptığımız tatilden hiçbirşey anlamadan geri döndük.  İlk gün öğlen gibi geldiğimiz otelde akşam Naz kulağım ağrıyor demeye başladı. Neyseki bütün şurupları yanımda taşımayı alışkınlık eden ben hemen ağrı kesici şurup verip sabah olmasını bekledik. Ertesi sabah gittiğimiz hastanede dış kulap iltihabı olduğunu öğrendik. Havuza ve denize girmemesi gerekiyor dediler, 1 haftalık tatile geldik ve ilk günümüz diyince kafasını sokmamaya çalışın diye uyardılar. Babamız hastalık konusunda oldukça hassas!! olmasından dolayı surat beş karış ortalıkta dolaşıp geri dönelim evimize, böyle olmayacak diyip durdu zaten sürekli Naz’a müdahele eder durumdaydı. Yazık kuzum nasıl oynayacağını bilemedi. Aman çocuklardan su sıçrayacak, aman oturma suya, aman, aman diyerek geçti. Neyse günü böyle bitirip akşam yemeği yiyeceğimiz sırada ben yemek yemeyeceğim dişim sallanıyor dedi. Daha önce hiç dişimiz daha çıkmamıştı. Bununda tatile dek gelmesi de diğer bir süprizdi. Diğer sürpriz de 2. dişinin de tatilin 2.yarısında çıkmasıydı. Acıya çok duyarlı Naz başladı ağlamaya, zorla ikna ederek ne durumda olduğunu görmek için ellemeyi başardım. Baktım diş çıktı çıkacak ama bu arada Naz ne yemek yiyecek, ne ağlamayı bitirecek, Pazar akşamı dişçi nerden bulunacak diye en iyisinin benim çıkarmam olduğunu düşünerek odaya götürdük. İlk başta dişine tekrar değmek için ikna etmeye çalıştım. Ama kabul etmesi mümkün değil ve bu süreç sürekli uzuyor. Babası tuttu ve bende ağzını zorla açarak çıkardım dişini. İlk deneyimim olmasına rağmen korkmadan başardım. İlk 5 dakika Naz odayı yıktı, nasıl ağlama, nasıl bağırma, acıdığından değilde sinirinden. Çünkü 10 dakika sonra tekrar yemeğe gitmişti. Neyse dişini keseye koyduk, diş perisi sabaha acaba bana hangi hediyeyi bırakacak diye meraklanmaya başladı. Bizde diş perisi olarak oteldeki marketten istediği oyuncaklara baktık. Ama fiyatları görünce (mesela 59 liralık bebek 200 lira gibi) oradan alınamayacağı anlaşıldı. Babamız akşamın 22’sinden sonra Belek’e oyuncak bakmaya gitti. Neyse buldu geldi. Bizimki sabah hediyeyi görünce epey sevindi. Hatta siz gördünüz mü diş perisi diye de sordu. 

Artık 3.günde bir sorun istemiyorum diye içimden geçirirken Naz ın kulak ağrısı geçmeyince otelin doktoruna gittik. Dış kulak iltihabının iyileştiği ama orta kulak iltihabı olduğunu ve antibiyotik başlamamız gerektiğini söyledi. Yine biz sürekli kontrol ederek suya girmeye azda olsa devam etti. 4. gün ise annemin kalp krizi geçirdiği yoğun bakımda olduğu haberini alınca tatilimizde noktalanmış oldu. Neyse Allaha şükürler olsun ki  şu anda kızımda annemde iyi.

Voyage Belek’e gelince otel her yere kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir yer. İlk defa Türklerin bu kadar çok gördüğüm bir oteldi. Yemekler çok lezzetli, her çeşit var. Alacarte restoranlarının çok başarılı olduğunu duymuştum. Kebabistan 10 numara bir yer. Ara sıcaklar yemekler o kadar güzeldi ki, sonunda çatlayacaktık nerdeyse. Kesinlikle Voyage e gidince gidilmesi gerekir diye düşünüyorum.


Meksika restoranın da da fajita sı oldukça lezzetliydi. Buraya da gidilmeli.

İtalya restoranı için rezervasyon için biraz geç saate kaldığımız için yer kalmamıştı (Rezervasyonlar gün içinde odadan 9-12 saatleri arasında yapılabiliniyor)
Kebabistan da köy kalvaltısı veriyorlar burası da rezervasyonlu. Açık büfeden tek tek seçmek yerine her şeyi masaya getirip servis ediyorlar.


Lunapark küçük çocuklar için oldukça uygun, 10 lu yaş ve üstü pek zevk almazlar gibi geldi. Mini club Güral Premier Tekirova da çok başarılıydı. Burada çok katılmadık, Naz istemedi, zaten çok vaktimizde olmadı.
Havuz çok büyüktü. En sevdiğim kısım ise çocuk havuzu ile büyük havuz arasında bilek hizasında su ile güneşlenme havuz kısmının olmasıydı. Bence çok güzel düşünülmüş.

Aquapark a çok rağbet yoktu. Büyükler için yanlış hatırlamıyorsam 3 normak kaydırak 2 tane de adrenal seviyesini yükselten kaydırak vardı (birisi yılan dı ki bu çok beterdi, ben binmedim ama diğerine bindiğimde benim bağırtılarımı tüm otel duyup aşağıdan herkes beni seyrediyordu. İndiğimde elim ayağım titriyordu, babamız yılan a da bindi, onun daha iyi!!! olduğunu söyledi.)
Yemek ve havuzda hizmet konusunda hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadık. Sahilde kapalı buzdolapları koyup kutu cola, fanta, ice tea, suları istediğiniz gibi alıp içebiliyordunuz.
Öğleden sonra yapılan köfte ekmek oldukça başarılıydı. Bide gözlemecideki kıymalı gözleme de çok iyiydi.
Benim gibi tatlı sevmeyen bir insanın her gün uğradığı pastaneyi es geçmemek gerekir. Her gün taze kek (ev yapımı), pasta vb. hepsi çok lezzetliydi.
Gelelim olumsuzluklara: 1. si; Odalar lüks değil, eskiydi. Biz kara tarafı binasındaydık. Bu binanın girişi gerçekten kötü ve havalandırması yetersizdi. Ayrıca tek asansör yetersiz kalıyordu.
2. si: Deniz bulanıktı, genellikle dalga olduğu için çamur gibi görünüyordu. Birde ilk girişte çakıllı kısmı geçince kum oluyordu.

Bunun dışında her şey iyiydi. Hatta erken ayrılmak zorunda kaldığımız için kalmadığımız gecelerin parasını iade ettiler (Voyage otellerinde yapılabiliniyormuş, ets nin kendi oteli olduğu için).
Keşke daha iyi şartlarda (hastalık olmadan) tatil yapabilseydik. Neyse umarım sonraki yıllardaki tatillerimiz daha iyi olur inşallah…





28 Haziran 2013 Cuma

Tatile Az Kaldı

Yılın en çok beklediğim zamanıdır bu zamanlar ama içimde de aksilik olacak diye de bir huzursuzluk dolaşır durur. Tatil planımızı erken rezervasyonla Aralık-Ocak gibi ayarladığımız için son dakika problemleri olacak diye hem korkarım hemde hevesle tatile gitmeyi beklerim. Yarın deniz-kum-tatil olayına girecek olmamdan dolayı mıdır bilmem son 2 haftadır tam bir tükenmişlik sendromu? yaşamaktayım. Artık o kadar tatile ihtiyacım var ki ondan başka bişey düşünemez oldum. İş yerinde evde hep tatil muhabbeti. Neyse artık geri sayımdayım. Tatil alışverişi tamamlandı, eksikler giderildi, valizlerin yerleştirmesi nerdeyse bitti. (Valizleri hazırlarken http://lunasolstories.blogspot.com/2012/08/ah-su-valiz-hazrlama.html adresindeki check list çok işinize yarayacaktır)
Ben yazlıkçılardan değilde hiçbirşey yapmadığın sadece yiyip içip dinlenebildiğin bir tatil olarak tatil köyünü seçenlerdenim. Her sene Naz’a göre uygun olsun diye bir yer arayışında oluruz. Bu seneye kadar tatil köyü tecrübelerim ise şunlar:
Naz 1 yaşında iken Amara ile başladık. Nazın bebek olmasından dolayı o sene ordan çok memnun kalmıştık. Her şey elinin altında, oda-deniz arasında çok yürümek gerekmiyor, hizmet çok iyiydi.
2 yaşına gelince Royal Dragon a gittik. Burasıda çok küçüktü, lunapark-aquapark her şey vardı ama bizimki küçük olduğundan kullanamadık. Bugüne kadar gittiğim yerlerde yemeği en iyi olan yer burasıydı (tabi benim zevkime göre). Tek bana göre eksiği Uzakdoğu esintisi olmasından dolayı iç ortamın fazlaca loş olmasıydı.
3 yaşına gelince tekrar Amaraya gidelim dedik. Keşke tekrar gitmeseymişizde hafızamızda hep iyi olarak kalsaymış. Bu gittiğimizde hizmet kalitesi çok kötüydü. Temizlik felaketti. Havuzdan dolayı Naz dış kulak iltihapı olmuştu. O sene hiç iyi bir tatil geçiremedik.
2010-Amara ClubMarine Side
4 yaşına gelince Güral Premier Tekirova yı seçtik. Burası kesinlikle çocuklar için süper ötesi. Mini club çok iyiydi, aquapark, havuzlar çok iyiydi. Cuma gecesi çocuk akşamı olup bir sürü eğlenceler vardı. Her şey çok kaliteliydi. Naz burada gerçekten çok eğlendi. Bana göre dezavantajı denizin kumlu olmamasıydı. Belki küçük çccuklularda çok büyük olmasından dolayı zorlanabilirler.

2011-Güral Tekirova
5 yaşına gelince Güral dan çok memnun kalınca Side de kumlu deniz olsun ve kardeş oteller diye Alibey Resort ü seçtik. Ama bu seçimimiz de çok hatalı olmuş. Aquapark bir tarafta, oda bir tarafta, deniz bir tarafta, yürüme mesafesi çok fazla. Ayrıca içinden nehir geçtiğinden midir ne her akşam ilaçlanmasına rağmen hayatımda görmediğim böcekleri orda gördüm. Odamızın kapısı nehir tarafında olunca uçuşan böceklere çarpacağım korkusundan koşa koşa kapıdan giriyordum. Yemeklerini hiç beğenmediğimiz gibi aktivitelerde çok yetersizdi(çocuklar için). Tek iyi yönü temiz olmasıydı.

2012-Alibey Resort Side

Şimdi bu sene de Voyage Belek i seçtik. Voyage gidenin başka bir yer tercih etmeyeceğini söyleyenler var, bakalım doğru mu göreceğiz? Gerçi bizim referansımız Naz. 

Yaz Okulu

Çalışan anne babalar için okul zamanı ayrı tatil zamanı ayrı zormuş. Okul günlerinde kim karşılayacak paniği varken okullar tatilken daha da kötüsü 90 gün boyunca kim bakacak sorusu uçuşuyor. İşyerinden alacağımız izin sayısı belli, maksimum 1 ay alsak (o da mümkün değil, geriye diğer tatil ve hastalık günlerine bişey kalmaz, ayrıca anne ile baba sadece 1 hafta ortak tatil yapıp geri kalan zamanda da ayrı ayrı alırlarki izinleri idareli kullanabilsinler) geriye 2 ay kalıyor, başlıyorsunuz hafta hafta hesaplama yapmaya. Bizde aynen öyle yaptık. Okullar kapanır kapanmaz yaz okuluna başlar 2 hafta gider sonra 2 hafta tatil, sonra 3 hafta daha yaz okulu sonra 1 hafta bayram tatili sonra yine 3 hafta gider sonra yine izin derken tatili bitirmeyi hedefliyoruz. Naz okullar kapanıp başka okula başlayacağını duyunca sinirlenip hep okul okul demişti, o yüzden yazın gönderdiğimiz bu yerlere keşke yaz okulu demeselerde yaz eğlencesi gibi şeyler deseler daha doğru olur diye düşünüyorum. Okul fikri direkt çocuğu geriyor çünkü.

Ankarada yaz okulları diyince benim bulduklarım: Büyük Kolej, Arı, Ankara Üniversitesi, Yüce’nin yerinde Ankara Sanat Akademi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin yaz okullarıydı. Naz daha küçük olduğu için ve her gün spor yapmaktan çok hoşlanmayacağı için buraları bu yıl tercih etmedim. Bize daha küçük çocuklar için uygun olabilecek ve alıştırma problemi olmadan gönderebileceğimiz bir yer gerekiyordu. Bizde çok sevdiğimiz kreş öğretmenimiz Aslı öğretmen Minik Devler e geçince Naz da onu çok sevince 3 arkadaşı ile birlikte oraya göndermeye karar verdik. Haftada 2 gün yüzme, 1 gün binicilik, 1 gün gezi-sinema (hayvanat bahçesi, müze vb.) ve sadece okulda oyun olunca bizimkisi şimdi çok hevesli gidiyor. Hatta bu 90 günün sonunda ben yine buraya gitsem diye pazarlığa bile girmeye başladı.

19 Haziran 2013 Çarşamba

1.sınıfı bitirdik




Günler, aylar geçti ve nasıl başladığımızı bilemediğimiz okulumuzun 1. sınıfını bitirdik. Baba ile karne almaya gittiğimizde Naz’lar İngilizce dersindeydi. Çocukların bir kısmı (benim Nazım da dahil) ağlamaya başladılar. Hem öğretmen ağlıyor hem de bizim çocuklar. Neler oluyor derken meğer okul bitti, öğretmenimizden ayrılıyoruz diye ağlıyorlarmış. Sonra sınıf öğretmeni geldi, bir postada öyle ağladılar. Z kuşağının özelliğimidir ne çünkü biz okulun bittiği gün havalara uçardık. Birde sadece elinde karne aldığını görünce madalya vermiyecekler mi diye sordu.


İyisiyle kötüsüyle, uyumuyla uyumsuzluğuyla, hastalığıyla sağlığıyla, şikayetleriyle, başarılarıyla ve daha çok ödeviyle derken 1.sınıfı devirdik. Darısı ileriki yıllara…

10 Haziran 2013 Pazartesi

Yıl sonu bale gösterimiz

Naz 3 yaşından beri bale öğrenmeye çalışıyor. Bizde onunla tanıştık baleyle. Bale kıyafetlerin isimlerini öğrendik ilk başta, nerden bulunur araştık, sonrada figürlerin isimlerini. Şimdi bayağı bayağı izleyicisi olduk. Geçen sene daha yaşları küçük olduğu için Şinasi de sahneye 1 kere çıkmıştı. Ama onda bile öyle gururlanmıştım ki, keşke benim zamanımda da olsaydı (vardı ama biz bilmiyorduk), bende gidebilseydim diye imrenmiştim. Bu sene Küçük tiyatro’daydık. Sahne gösteri sayısı da 3 ‘ü bulmuştu. Hem bale hemde modern dans yaptılar. Hem eğlendiler, hem öğrendiler. Hepsi o kadar tatlı ki, o saçlar, kıyafetler, duruş hepsinde gerçekten çok güzel duruyor.
Naz da o kadar mutluydu ki, bitişinde muhteşem olduğunu söyledi. Bale programında neler var diye bakarken; babamız bizde bu baledeki terimleri anlar olduk, hatta sahneye çıkıp benimde 2 bacak açasım geliyor diyince heveslenen sadece ben değilmişim diye çok mutlu oldum.


23 Mayıs 2013 Perşembe

Çocuk gözüyle erken yaşta 1.sınıf



Dün evde Naz ile sohbetimiz:

-         Biliyormusun Naz? Sihirli Bahçe’den 6 sınıf arkadaşın bu yıl senin okuluna başlayacakmış. (İsimlerini söyledim)

-         Yaşaşın hepsi mi gelecek benim okuluma!! Benim okulumu çok mu sevmişler??

-         Evet senin okulunu çok sevmişler.

-         Peki aynı sınıfta mı olacağız?

-         Hayır sen 2.sınıf olacaksın, onlar 1. sınıf.

-         Ama ben onlardan büyük değilim ki, aynı yaştayız. Bu haksızlık !!!

Hiçbir şey diyemedim. Bütün okul süresince oyun oynamak, parka gitmek, tv seyretmek istedi; 15 dakikadan fazla dikkatini toplayamadığı için ödevleri yapmak uzun süre aldı ve hiçbirini yapmaya vakit kalmadı. Çok zorlandı, isyan etti, yoruldu ; bizde onun kadar yorulduk, üzüldük ve yıprandık…Keşke 1 yıl öncesine dönebilseydim kararım çok farklı olurdu. Yaşadık ve öğrendik.

14 Mayıs 2013 Salı

Doğum günün kutlu olsun aşkım !!!



Sene 1993, ben daha 17 yaşımdayım; sende 19 yaşındasın. Yani daha çocuktuk tanıştığımızda; hayata seninle başladım, gönlüm seninle açıldı; beraber öğrendik, beraber büyüdük ve halende büyümeye/öğrenmeye devam ediyoruz. Aradan 20 yıl geçti. Bu hayata neler sığdırdık neler: beraber ağladık, beraber güldük, sırt sırta verdik, bazen de ayrı yollara düştük. Hepsinden önemlisi de dünya güzeli bir kız çocuğu getirdik bu dünyaya, kendi kanımızdan, canımızdan. Doğum günün kutlu olsun kocacığım; iyi ki doğmuşsun ki seninle bir hayat paylaşma şansına sahip olmuşum. Daha nice birlikte yeni yaşlarımıza....


9 Mayıs 2013 Perşembe

Okuma bayramımız



Hangi okula gidecek, 1.sınıf mı okuyacak derken okula başladı, nerdeyse okul bitti; şimdide okuma bayramı oldu. Zaman o kadar hızlı geçiyor ki bazen kendimi film şeridinde ilerliyormuş gibi hissediyorum.
Okuma bayramında sunucu olacağını öğrenince çok sevinmişti. Ben ise unutur mu, heyecanlanır mı diye endişelenmiştim. O sahnedeyken bende onun söyleyeceği konuşmayı, şarkı sözlerini içimden söylüyordum. Hatta kendimi o kadar kaptırmışım ki sunarken tek bir fotoğraf bile çekmeyi akıl edememişim.









Kızım benim çok güzel sundu; çizmeli kedi kostumü çok yakışmıştı, bana göre her şeyi çok güzel yaptı. Hele Kayahan’ın “Annem” şarkısıyla geçen fotoğraf gösterisi vardı ki zırıl zırıl ağlamak istedim.

Sonunda şunu anladım. İyisiyle kötüsüyle ne yaparsa yapsın ben onu her haliyle beğeniyorum. Benim gözümde en güzeli oymuş gibi geliyor. Önemli tek bir soru var benim için: Mutlu mu? Evet mutlu olduğu sürece bende mutluyum.
Tebrikler akıllı kızım, umarım devam eden yıllar boyu başarıların devam eder, bende seninle hep böyle gurur duyarım.